| Hazar'da Kurultay! |
|
|
|
| Yazar Bedrettin Keleştimur | |
|
Bedrettin KELEŞTİMUR …Dile kolay, 18 Yıl… Yoğrula, yoğrula gelmişsiniz! Doğu Anadolu’nun, Fırat’ın dantel gibi ördüğü şu müstesna şehrinde 1992 tarihinde ilki Fikret Memişoğlu anısına yapılan ve bugünlere gelindiğinde şehri Türk Dünyasının Edebi mahşeri haline getiren Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının taşıdığı tarihi misyonu şimdi daha iyi yorumlama imkanına sahibiz… Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarını taçlandıran bir önemli organizasyon ise, şüphesiz ki ilki 2003 yılından itibaren süreklilik kazanan, Türk Dünyası Hizmet Ödülleridir… ***** **** Hazar’da, sadece şiir okunmadığından, İş yerini bulsun misali günün geçiştirilmediğinden özenle, altını çizerek belirtmek isterim… Yunus ne diyor; “Gelin tanış olalım…” Binler km mesafelerden kopup gelen bir his dalgası, bir duygu fırtınası Hazar’ın gök mavisi sularına aksettiğinde, tarihi tefekkür ediyorsunuz! “Benim sınırlarım Kars’tan başlayıp Edirne’de bitmez…” diyorsunuz! Kur, Aras taştıkça sizlerde bir coşku seli meydana geliyor… Tuna, Volga aktıkça, Türk’ün ve Türkçe’nin fütüvvet imlası ile soylu bir düşünceye kendinizi kaptırıyorsunuz! **** **** Hazar’da, bir kimlik vardır… Üç kıtayı birbirine yaklaştırarak, Türk cihan hâkimiyeti mefkûresini gerçekleştiren bir milletin tarihi bir sorgulamasının yapıldığı mekân haline geldi Hazar! Sadece, 1071’lerden Malazgirt’ten başlayan bir tarihi serüvenin hikâyesi değil; binler yıl bu milletin tarihi serüvenini bir daha tefekkür eden tarihi bir iklim bizleri, maziden atiye doğru taşıdı! Elâzığ’dan; gönül coğrafyamızın doğusuna, batısına, kuzeyine, güneyine o kadar güçlü köprüler kuruluyor ki, bu köprüler bizlere ‘tarihi buluşturma’ gibi çok önemli bir sorumluluğu önümüze getiriyor! Çok defa tekrar ederim, Elâzığ, Cengiz Aytmatov’la Bişkek’e daha yakın olmuş, Kırgız Türk’ünün davasını yüreğinde hisseder duruma gelmiştir… Elâzığ, Mağcan Cumabay ile Akmola’nın ruh dünyasına girmiştir… Kazak Türk’ünün tarihi irfan mücadelesinin soylu ikliminde yarını birlikte düşünür duruma gelmiştir… Elâzığ, Almas Yıldırım, Bahtiyar Vahapzade ile Bakû’ye ‘kardeş diyar’ olmuştur… Küçük Hazar’dan Büyük Hazar’a bir sevda yolu açılmıştır… Bu zincirin halkalarını uzatabiliriz… Daha dün, Yahya Kemal Beyatlı’nın diyarı Üsküp’ten gelen Fahri Ali’yi dinledik… Bizleri, ‘inletti’ dersem yeridir… “Üsküp Bursa’ya benzer” sözündeki berraklığın nasıl kahpe bir kinle bulandığını anlattılar! Ve daha dün, Prof. Dr. İsmail Kerim bizlere, “Kırım’daki sürgünü…” anlattılar! Canavarlaşan bir dünyanın zamana armağan ettiği korkunç yıkım… Tarih, bir soykırımdan bahsediyorsa, yüzünü bir defa olsun edeple, hicapla Kırım’a çevirsin… Zulmün ne kadar vahşileştiğini, insan olmanın ötesinde asıl barbarlığı kendilerinin sahiplendiğini görsünler! **** **** Hazar, tarihi bütün mesafeleri ortadan kaldıran bir levha! Gönül rahatlığı içerisinde, Türk Dünyası bir Türkiye gibi ‘hürriyeti koklama…’ gibi bir büyük nimete ermiş mi? Bu soru etrafında, Anadolu’nun halkalanması lazım! Bu soru etrafında, kendimizi de, ‘sorgulamamız…’ gerekiyor… Gerekiyorsa, ‘uykuları…’ etmeliyiz! 500 yıl boyunca Osmanlı’nın bir vilayeti olan Irak’ın, ‘nasıl Iraklaştırıldığını’ hiç düşündük mü? Aynı şekilde, komşularımız bulunan Bulgaristan, Yunanistan, Suriye vs. daha düne kadar bir infial noktasına getirilen politikaları düşünelim! Tarihin, dününü ve bugünlerini bilerek düşünmek! O sebepledir ki, Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının ve Türk Dünyası Hizmet Ödüllerinin bizlerin ‘gönül coğrafyasında…’ bıraktığı ve yarına bırakacağı müspet etkileri birlikte ele almalıyız… Prof. Dr. Bayram Kodaman; “Günümüzde bir Yunan Devletinden, bir Fransız, bir Ermeni Devletinden bahsedebilirsiniz ama bir Türk Âlemi gibi, bir Yunan, bir Fransız, bir Ermeni âleminden söz edemezsiniz” Tarih ilmi bizlere bir bakıma ‘doğru prensipleri’ de öğretiyor… Bu milletin, kendi saflarını ‘sıklaştırması’ gerektiğine de işaret ediyor… **** **** Her milletin belli idealleri, belli hedefleri vardır… Türk milletinin karşısındaki en büyük düşman dün olduğu gibi bugünde, günümüzde de, ‘sömürgeci’ ve ‘istilacı’ güçlerdir! 70 yılın tarihi serüveni bile bizlere o kadar çok dersler veriyor, o kadar çok öğretileri önümüze getiriyor ki, bundan sonra diyorsunuz? İlânihaye, şu yerküresinde ‘milletler mücadelesi’ devam edecektir… Bazen durulacak, bazen ‘gemiyi aza alacak’ canavarlaşacak! Şunu belirtmek isterim ki, tarihin sıkıntılı bir dönemecindeyiz… Böyle bir dönemde, Hazar’dan verilen mesaj o kadar dolu ki? 18. Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları, Piri Türkistani Hoca Ahmet Yesevi anısına yapılmıştı… Bu Allah dostu büyük zatın manevi şahsiyetinde; Anadolu’nun fütuhatını bir daha yaşadık… Manevi ihtiramla, bütün dünyaya Elâzığ’dan sevgi dedik, aşk dedik, sulh ve barış dedik, mutlaka ama mutlaka hoşgörü dedik… 13. asır, Anadolu’nun aydınlanma asrı… Yunus ve Mevlana asrı olarak bilinir… 21. asır, böyle bir ruhun, hamiyetli ve haysiyetli yönelişin tekrar tarihi kuşatacağını düşünüyorum… Hazar bir kurultaydır… Türkçe’nin ses bayrağıdır… Bir diriliş, soluklanıştır… Hazar, tarihi muhasebedir. Hazar, Balkanlara, Kafkaslara, Basra’ya daha yakın olmadır… **** **** Uluslar arası Hazar Şiir Akşamlarının elbette ki, görünen veya görünmeyen yüzündeki, aksaklıkları birlikte konuşacağız… Öncelikle Hazar’ın, ‘bir sosyal mühendislik çalışması’ olduğunu unutmayalım.. Ve Hazar artık, ‘bir enstitüye’ dönüştürülmelidir… Sitesi, Dergisi, Güldestesi ve çok zinde projeleri olmalıdır… Hazar’a artık, ‘Bakan düzeyinde…’ katılımlar da olmalıdır… Hazar, önümüzdeki yıllar içerisinde ‘akademik çalışmalarla’ güçlendirilmelidir. Hazar’da, kıyamdayız… Gaspıralı’nın Dilde, İşte, Fikirde birlik düşüncesinin meşalesini asrımızda yakmanın azmi içerisinde olduğumuzu da belirtmek isterim… Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları mutlaka, ama mutlaka ‘okullarımıza taşınmalı… ’Ve Hazar’ın tarihi mevsimi de, ‘Ekim…’ ayı olarak düşünülmelidir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|